Tel:

UK : +44 7467 852912

Adres

UK : Kensington/Londra

e-posta

pskbilgen@gmail.com

Yazar başlığı

Autem vel eum iriure dolor in hendrerit in vulputate velit esse molestie consequat, vel illum dolore eu feugiat nulla facilisis at vero eros et dolore feugait.

Author Archive by admin

Bebek Ruh Sağlığı Nedir?

Bebek Ruh Sağlığı Nedir?

Bebek Ruh Sağlığı dünya psikoloji literatüründe ilgi çeken konulardan biri olmasına rağmen Türkiye’de anne ve babaların bilgi sahibi olmadıkları bir alandır. Bebek ruh sağlığı 0-3 yaş dönemi kapsar. Bebek ruh sağlığı uzmanları, bu dönemdeki bebeklerin sosyal, fiziksel, duygusal ve zihinsel gelişimlerini takip eden, bu döneme özgü tanıları bilen ve tedavi eden, normal gelişimlerinin devam edebilmesi için gerekli koşulları araştıran uzmanlardır.

Bebeğin sağlıklı gelişimi için hem fiziksel ihtiyaçlarının hem de duygusal ihtiyaçlarının eşit oranda önem verilerek karşılanması gerekir. Ancak hem toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan yanlış inançlardan kaynaklı hem de anne ve babanın bebeklerini eskiye göre daha az destekle büyütmek durumunda kalmaları sağlıklı gelişimin önünde engel teşkil etmektedir.  Dolayısıyla, bebek ruh sağlığı hakkında bilgi edinmek bebeğinizi olası risklerden koruyacaktır.

Peki sağlıklı bebek gelişimi (0-3 yaş için) için nelere dikkat edilmelidir?

Bebeğe bakım verenin sürekliliği olan bir kişi olması önemlidir. (Örneğin annenin çalıştığı durumda haftanın 3 günü anneannenin 4 günü babaannenin bakım vermesini önermiyorum. Yine özellikle üst SES sahip ailelerde rastladığım bir durum:  1 yaşındaki bebeği İngilizce öğrenmesi amacıyla İngilizce bakım veren kreşlere gönderme isteği. Kesinlikle bunu önermem. ) 

Bakım verenin, çocuğun acil ihtiyaçlarını gözeten bir ilişki içinde olması önemlidir. (Bu noktada özellikle annede postpartum depresyon veya başka bir psikiyatrik rahatsızlığı varsa bu durum sekteye uğrayabilir. Babalar anneyi tedaviye teşvik etmenizi ve bir bakıcının bebeğin yanında olmasını öneririm.)

Bebeğin rutinlerinin (uyku, yemek ihtiyaçlarının karşılanması ve bebeğin altının değiştirilmesi) uygulanabildiği güvenli bir ortam olmalıdır. (Örneğin anne evinin düzeni konusunda çok hassas ve yardımcısı olmayan bir anneyse, bebeği ağladığında onu kucağına alıp sakinleştirmek yerine televizyon karşısına oturuyorsa bu ortam bebek için kesinlikle sağlıklı bir ortam değildir.)

Bebeğinizle oyun oynayın. Diğer bir deyişle,  bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamanız dışında beraber vakit geçirdiğiniz keyifli aktiviteler oluşturun.

Bebeğinize tutarlı, güvenli ve sınırları olan bir çevre sunun. 

 

http://www.bebekruhsagligi.org.tr/default.asp?id=51

 

Çocuklara Neden Sınır Öğretmeliyiz?

Çocuklara Neden Sınır Öğretmeliyiz?

 

En basit cevabı çünkü çocukların sınırlara ihtiyacı vardır.

Yetişkinler için olduğu gibi çocuklar için de güven önemlidir.

Örneğin, çaresiz hissettiğinizde size sorununuzla ilgili desteği kimin vereceğini bilmek, o kişiye güvenmek sizi rahatlatır.

Çocuklar için de benzer bir durum söz konusudur.

Anne ve baba tutarlı şekilde gerekli sınırı koyduğunda çocuk korunduğunu hisseder.

Yine sınırları olan bir evde büyüyen çocuk anne ve babasının gücüne, onların sorunları halledebileceğine inanır.

Aksi takdirde evde çocuğa nerede dur diyeceğini bilmeyen ebeveynle yaşayan çocuk kendini güvende hissetmek için yaşına uygun olmayan sağlıksız davranışlar sergileyebilir.

O yüzden bir evde çocuğun çocuk olması, evin sorumluluklarını anne ve babanın gerçekleştirmesi gerekir.

Örneğin, eve misafir gelip gelmeyeceğine ebeveyn karar vermelidir. Eğer çocuğunuz buna müdahale ediyorsa ve siz de buna göz yumarsanız siz çocuğunuzun çocuk olma özgürlüğünü kısıtlar ve gereksiz bir sorumluluk yüklemiş olursunuz.

Ama çok ısrar ediyor, çok ağlıyor diyenleri duyar gibi oluyorum ancak dediğim gibi onun ağlaması veya ısrarcı olması onun evin büyüklerle ilgili kısmına müdahale ettiğinde daha mutlu olacağı ve gelişimine katkı sağlayacağı anlamına gelmez.

En sık rastladığım sınır ihlallerinden birisi de, çocuğun çok ısrar ettiği ve çok ağladığı gerekçesiyle arabada kendi koltuğunda oturmayıp kemer takmaması durumudur.

Ebeveyn çocuğunu korumakla sorumludur, çocuk çocuktur ve her zaman kendi için en iyisini bilemeyebilir, daha dürtüsel olduğu için davranışlarının sonucunu kestiremeyebilir.

Ancak ebeveyn tüm bunların farkında olan bir yetişkin olarak çocuğu için en iyisi olanı bilmekle sorumludur. Her hangi bir kaza yada ani fren anında ama çok ağlamıştı gibi bir açıklama sizi rahatlatacak bir açıklama değildir.

Acı da olsa, o anda çocuğunuzu korumadığınızı ve ihtiyacı olan sınırı ona koyamadığınızı söyleyebilirim.

Her çocuk özgürlük alanını bilmek ister, bu yüzden inana dek, aklında yer edene dek dener. “Belki de bu sefer o sınır aşılacaktır” bunu bilmeye çalışır, bir nevi güven testi gibi düşünün. O yüzden katı değil ama net ve tutarlı olmanız çok önemlidir.

Bazı çocuklar mizacı gereği sınırları daha kolay kabul eder sorgulamaz bazı çocuklar da daha çok sorgular, sizi daha çok dener. Deneme sayısının artması, inatçı yapısı gereği ısrarının fazla olması demek sınıra ihtiyaç duymuyor demek değildir.

Eğer tüm bunları biliyorum ama uygulayamıyorum diyorsanız şunları düşünün, sınır koymak neden bu kadar zor, çocuğunuzu mutsuz edeceğini mi düşünüyorsunuz, onun hayal kırıklığına uğratmış olacağınızı mı düşünüyorsunuz, onu üzülürken veya ağlarken görmek istemiyor musunuz?

Ayrıca, günlük yaşamınızda insanlara sınır koyabiliyor musunuz?

 

Uzman Klinik Psikolog

Bilgen Işık Karaşahin

Hoş geldiniz

Bu sitede, pek çok ailenin zorlandığı alanlara ve bu ailelere yardımcı olacağını düşündüğüm konulara değinmeye çalıştım. Siz de bu yazıları okuyarak siteden faydalanabilir, kendiniz ve çocuğunuz için daha verimli ve keyifli zamanlar yaşamanın yolunu bulabilirsiniz. Benim öncelikle belirtmek istediğim şu ki: sıkıntılar yaşarken bunlardan nasıl kurtulacağımıza dair hiç bir fikrimiz olmayabilir. Ne yaparsak yapalım her şey aynı ve hiç bir şey değişmiyor diye düşünüp kendinizi yetersiz, güçsüz ve yorgun hissedebilirsiniz. İşte tam da bu noktada klinik psikologlar size yardımcı olabilir. Çünkü dışarıdan uzman bir göz, sizi ve ailenizi tanıyarak mutluluğunuz için neleri, nasıl yapabileceğinizi size göstermeye çalışır. Sorunlarınız basit veya burada bahsettiğim gibi üstesinden gelmekte zorlandığınız şeyler olabilir. Değişim için gerekli olan şey harekete geçmek ve değişebileceğinize ve değiştirebileceğinize inanmanızdır. Çünkü siz bu noktaya kadar kendinizi ve hayatınızı var etmek için çok şey başardınız, bu sorun belki de en kolayıdır.

Londra’da çocuk kliniğinde çalışırken süpervizyon aldığım kişi Hintli bir doktordu. Söylediği her şey benim için çok kıymetliydi. Klinikteki ilk günümde, beni odasına çağırarak bana şunu anlattı:

Biz doktorların ya da tedavi edicilerin elinde üç tane sihirli alet vardır. Bu üç sihirli alet sayesinde biz hastalarımızı iyileştiririz. İlki bıçaktır. Onun sayesinde deriyi kaldırıp zarar veren kısma ulaşırız. İkincisi bitkilerdir. Onlar sayesinde bedeni sakinleştirir, normal işlevlerini yerine getirmesini sağlarız. Üçüncüsü ise sözcüklerdir. Biz konuşarak beynin yapısını, aklın işleyişini değiştirebiliriz. Kelimelerinin gücüne inanmalısın.

Benim de sizlerden istediğim bu aslında, tedavinin bir parçası olan sözcüklerimizin ve iletişimimizin hayatınızda pek çok şeyi değiştirebileceğinize inanmanız.

Sevgiyle.

Hakkında

2008 yılında ODTÜ Psikoloji bölümünden, 2010 yılında aynı üniversitenin Klinik Psikoloji Bölümünden uzmanlık derecesini alarak mezun oldu.  Yüksek lisans tezinde çocuklukta algılanan anne baba tutumlarının yetişkinlikteki ruh sağlığına etkisini çalıştı. Bu tez daha sonra uluslararası bir yayınevi tarafından yayınlandı ve halen satışı devam etmektedir.

Yüksek lisans eğitimi sırasında Ankara Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı Kliniğinde görev yaptı. Bu görev sırasında, otizm, özgül öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklarla çalıştı. Aynı zamanda, zorlukları olan 0-3 yaş arası bebekler ve annelerine etkileşim rehberliği programını uyguladı. Ardından, İngiltere’de King’s College  London üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümünde ikinci Yüksek lisansını tamamladı. Bu eğitim sırasında, Micheal Rutter ve çocuk ruh sağlığı alanının öncü isimlerinden dersler aldı ve Londra Lambeth bölgesinde çocuk kliniğinde çalışarak ve Bethlem Royal Hastanesinde gözlem yapma fırsatı buldu.  Bu tezinde annelerin doğum sonrasında yaşadıkları ruh sağlığı problemlerinin bebeğin gelişimine etkisini ve anne- bebek ilişkisine etkisini çalıştı.

Doktorasını Hacettepe Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde tamamlamış olup aynı zamanda Geştalt Terapi Derneğinden 4 yıllık Geştalt Terapisi Eğitimi Programını da tamamlamış bulunmaktadır. Türk Psikologlar Derneği ve Dünya Bebek Ruh Sağlığı derneği üyesidir. Klinik Psikolog Bilgen Işık Karaşahin evli ve iki çocuk annesidir.

  • Lisans: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Psikoloji
  • Yüksek Lisans: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Klinik Psikoloji
  • Yüksek Lisans:   King’s College London, Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi
  • Doktora: Hacettepe Üniversitesi, Klinik Psikoloji